30 Ekim 2012 Salı

Nil Karaibrahimgil - Nil Dünyası

Uzun bir aradan sonra yeni inceleme ile tekrar beraberiz. Bu kez Türk pop müziğinde en sevdiğim şarkıcılardan, zaman zaman sıradışı şarkı sözleriyle dikkat çeken Nil Karaibrahimgil'in ilk albümünü inceleyeceğim. Ayrıca blog için ilk Türkçe albüm incelemem olacak. Nil'in çıkış hikayesi herkes tarafından biliniyordur ancak hatırlatmakta fayda var. Reklam jingle'ları yaparak sektörün içine giren Nil, daha sonra Turkcell-Hazır Kart için "Özgür Kız" adı altında bir reklam dizisinde oynayıp aynı zamanda jingle'ı da seslendirince meşhur oldu. Bir süre sonra ilk albümünü çıkaran şarkıcı albüm kapağında dergi teması yaratarak "Özgür Kızın albümü çıktı" sloganıyla albümü tanıttı.

01 - Intro
Türkçe albümlerde pek karşılaştığımız bir durum değildir "Intro", ancak Nil'in albümü değil mi bu? Mutlaka farklı birşeyler olmalıydı değil mi? Her ne kadar bu intro çok kısa sürse de, yine de albümü ilk dinlemeye başladığımızda bizi şaşırtmayı başarıyor. 

02 - Erkekler Yüzünden (8/10)
Akılda kalıcı bir intro ile başlayan şarkıya daha sonra R&B altyapıları benzeri efektler eklenince, bir nebze de olsa Destiny's Child şarkılarını çağrıştırıyor. Sözlerinde kozmetik tavsiyeler ve kaygılardan bahseden şarkı, nakaratında herşeyin erkekler için yapıldığından bahsetmekte. Şarkının ortasında ritim ve melodi tamamen değişerek, birden hızlı tempolu bir bölüm başlıyor. Sözleri her ne kadar eğlenceli olsa da, vokal yetenekleri yönünden herhangi bir sunum vermiyor ki zaten böyle bir şarkıdan da onu beklemek hata olur. Bu parça, "Nil'in şarkıları eğlenceli olur" fikrini daha ilk şarkıdan aklımıza sokuyor.

03 - Evlenmek Gerek (7/10)
Yine iki parçalı sayılabilecek bir şarkıyla karşı karşıyayız. Zengin altyapıya sahip parça, başlarken batı müziği ezgi ve çalgıları ağırlıktayken, temponun değiştiği bölüme geçince tamamen alaturka bir düzen alıyor. Sözler ise Nil'in neden evlenmek istemediğini özetliyor. "İstemiyorum pilav yapmak" gibi cümleler her şarkıda duyabileceğimiz türden cümleler olmayınca, duyunca insanı şok edebiliyor ama zaten Nil biraz da bu yönüyle tanınıyor. Şarkı batı-alaturka ortak sentezi bir kapanış yaparak sona eriyor.

04 - XL (10/10)
Albümün çıkış parçası ve Nil'in ilk video klibi. Yine alaturka havasının hissedildiği altyapı ve başarılı sözler şarkının birçok kitle tarafından farkedilmesini sağladı. Şarkı devam ederken arka plandaki zengin enstrümanlar şarkıya ekstradan bir değer katıyor. Nakaratta adlib duyabileceğimiz nadir Türkçe şarkılardan. Şarkı Nil'in "Özgür Kız" imajından sıyrılıp şarkıcı imajına bürünmesine baya bir katkı sağladı. Şarkının daha sonra İngilizce versiyonu yayınlanmasına rağmen, Nil'in yazdığı sözler kabul edilmeyip şarkıya başka sözler yazıldığı için bu versiyonu pek tutulmadı. Şarkı Sibel Can tarafından da birçok konserinde canlı olarak seslendirilmiştir.

05 - Kek (10/10)
Albümün ilk orta tempolu parçası, tam anlamıyla bir kek tarifi veriyor denebilir. Erkek arkadaşının davranışları sonucu aslında yaptığı kekin içerisinde birçok duygu ve anlam olduğu fikrini bize iletiyor. Nakarat kısmında şarkıda bir tempo değişimi görülmekte. Albümün üçüncü klibi gayet eğlenceli bir biçimde bu parçaya çekildi. İlk albümün kesinlikle en akılda kalıcı parçalarından biri, yıllar sonra bile hâlâ hatırlanmakta ve söylenmektedir.

06 - Pelin (8/10)
Eğlenceli sözleri ve hızlı temposu ile karşımıza çıkan şarkıda bahsedilen "Pelin" karakteri için birçok ilham kaynağı kişi olduğu söylense de gerçekten kimin hakkında yazıldığı kesinlik kazanmamıştır. Pelinle kendini karşılaştırma biçiminde devam eden sözler, disco-funk altyapısıyla zenginleştirilmiş. Özellikle koro şeklinde kadın arka vokalleri ilk kez Nil'in  bu şarkısında duyuyoruz. En çok "Mor bana gitmez Pelin'e gider" cümlesiyle akıllara kazınan şarkı, albümün en özgün parçaları arasında.

07 - Ama (5/10)
Tam olarak bir şarkı olmasa da, agresif ve biraz da karanlık bir havası olduğu söylenebilir. Albümün tam ortasında bulunması sanırım bu yüzden düşünülmüş. Yaylılardan oluşan bir arkaplan melodisi ve birkaç efekt ile "ama" kullanılarak birleştirilen kelimelerden oluşmuş bir parça. Nil'in albümünü dinliyoruz o yüzden çok da şaşırmıyoruz.

08 - Uzaylı (9/10)
Ürkütücü girişi ile parça kesinlikle dinleyicilerini çok büyük bir beklenti içine sokuyor. Melodi başlamasından sonra bir süre daha devam eden uzun giriş kısmının ardından, sözlerin girmesi ile şarkı kendini belli ediyor. Verse kısımlarındaki uzatılmış heceler, şarkının akılda kalan ayrıntılarından. Nakarattaki eğlenceli ve biraz da küstah hava insanı mutlu ediyor. Ortadaki enstrümantal kısım, hızlı temposu ve yaylı altyapısı ile şarkıya cuk oturmuş. Şarkı bitince "Bence sen uzaylısın" diyerek ortalıkta bir süre dolaşmak mümkün zira akıldan çıkmıyor.

09 - Babama N'olmuş (10/10)
Albümün orta tempolu bir parçası daha. Nil'in "New York"a gitmesi sonucu babasıyla açılan arasının durumunu anlattığı şarkı çok samimi ve içten sözler ile dinleyeni etkiliyor. Nakarattaki echolar çok hoşuma gidiyor. Sonlara doğru akustik "Hmm-mm babama n'olmuş" kısmı ve Nil'in konuşarak söylediği kısım şarkının en can alıcı bölümlerinden. 

10 - Kış Şarkısı (5/10)
Tamamen acapella olarak karşımıza çıkan şarkıda sadece bir rüzgar efekti bulunuyor. "Ama" adlı parçada olduğu gibi bu da çok kısa sürmekte ve daha çok çocuk tekerlemesi havasında. Melankolik hatta depresif havasının dinleyiciye geçirmeye çalışan birini dinliyoruz parçada. 

11 - Rüzgar (7/10)
Albümün yavaş şarkılarından olan Rüzgar, dinlendirici gitar melodisi ve üzücü sözleri ile insanın içinde bir burukluk yaratıyor. Kısacık nakaratıdan sonraki mızıkalı kısım insanı alıp uzaklara götürebilecek potansiyele sahip. Nil'in tabiriyle "tam ağlamalık bir şarkı".

12 - Resmen Aşığım (8/10)
Albümün ikinci videosu bu parçaya çekildi ancak klipte Nil'in konserinden görüntüler ve bilgi verici bantlar bulunmaktaydı. Tango altyapısında olduğu için bir ara dans kursunda bu parça ile çalıştığımızı biliyorum. Albümdeki diğer parçalardan çok farklı bir altyapı ile karşımıza çıkan parça, albümün kesinlikle bu yönüyle öne çıkanlarından. Video klipte yazılana göre sarkının "Küt! diye gidecek gibi" kısmı Nil'in en sevdiği kısımmış. "İyi ki yapmışım" cümlesinin tekrarları ile sona yaklaşan parça, kısa bir enstrümantal kısmın ardından sona eriyor.

13 - Madonna Olacakmış (7/10)
Nil'in gitar çalabildiğini herkez biliyordur. Zaten nerdeyse tüm bestelerini önce gitarda yapıp daha sonra zenginleştirmekte. Bu parça tamamen akustik olarak kaydedilmiş. Star olmak isteyen birinin hikayesinin anlatıldığı şarkı, Nil'in "Bitti" diyip, stüdyonun kapısından çıkmasıyla son buluyor. Ancak parça aslında burda bitse de kayıt devam ediyor ve yine Türkçe albümlerde benim o güne kadar hiç rastlamadığım "Gizli Parça" bir süre bekletikten sonra karşımıza çıkıyor. Bu parçadan ayrı bambaşka bir parça olduğu için onu da yazacağım.

14 - Aptal Kovboy (10/10)
Yine akustik olarak söylenen parça, esprili bir biçimde başlıyor. Kaydı baştan alan Nil, western filmlerindeki kovboy rolünde. Nakarattaki geri vokaller ve "Evimde yok çatalım, evimde yok kaşığım" sözleri ile dinlerken bu şarkı kadar eğlendiğim bir şarkı hatırlamıyorum. "İyi ki yapmışsın" Nil diyorum.

Albümün geneline bakılırsa, dönemin ünlü pop müzik parçaları arasına girebilecek birkaç şarkı barındırıyor. Onun dışında albüme eklenen birkaç amatör kayıt, albümün oluşabilecek o ciddi havasını birden dağıtmış. Zaten marjinal olmaya çalışan, sözlerindeki ironiyle de çoğu zaman bunu başaran Nil, albümünü ekonomik kaygılarla yapsaydı bu şekilde olmazdı. İyi ki de böyle olmuş çünkü bu şekilde çok daha samimi bir hava yakalanmış.

(8/10)

5 Ekim 2012 Cuma

Sugababes - Taller In More Ways

Kızların dördüncü albümü, diğer albümlere göre daha fazla beklentiyle çıkıyordu. Zira o güne kadar üç tane bir numara single'a imza attıkları için yeni albümdeki potansiyel hitler merakla bekleniyordu. Ancak albüm tanıtım dönemi boyunca işler beklenildiği gibi gitmedi ve Mutya, ikinci single'ın yayınlanmasından kısa bir süre sonra gruptan ayrıldı. Yerine alınan Amelle ile albümü tekrar yayınlamak isteyen plak şirketi, süreci hızlandırmak için sadece birkaç şarkıyı tekrar kaydedip albümü yeniden yayınladı. Şimdi bu sansasyonel albümü ve yeniden kaydedilen şarkıları ayrı ayrı inceleyeceğim.

01 - Push The Button (10/10)
Albümün ilk single'ı yayınlandığı hafta İngilitere listelerinde bir numaraya ulaştı. İlk dinleyişte, "Hole In The Head"de olduğu gibi çok hareketli bir müzikle karşımıza çıkmadığı için alışması biraz zor olsa da birkaç dinleyişten sonra şarkı sizi kapıp içine çekiyor. Akılda kalıcı ötesi nakaratı, eşlik etme isteğinizi tavan yaptırıyor. Tam bir "İş atma" temalı sözlere sahip olan parça, hem hareketli yapısı hem de bu özelliği sayesinde hayranlar arasında çabucak sevilerek favori haline geldi. Şarkı, sade ama eğlenceli bir video klibe sahip. Şarkı albümün yeniden yayınlandığı dönemde Amelle ile tekrar kaydedilmese bile daha sonraki Greatest Hits toplamasında tekrar kaydedilmiş fakat o hali yayınlanmamıştır. Ancak 2012 Temmuzda Mutya'nın verdiği solo konser esnasında playback olarak Amelle versiyonu duyulmuştur bu da şarkının tekrar kaydedilmiş versiyonunun varlığını kanıtlamıştır.

02 - Gotta Be You (9/10)
Albümün ikinci şarkısı, aynı zamanda cover olma özelliğini taşıyor. Single olma potansiyeli nedeniyle midir bilinmez ancak bu şarkı albümün Amelle versiyonunda tekrar kaydedilerek yayınlandı. İki versiyon arasında bariz farklar bulunmakta. Keisha'nın şarkının sonunda söylediği kısımların çıkartılması aynı zamanda arkaplan müziğinde ufak tefek farklılıklar göze çarpıyor. Mutya'nın söylediği kısmın sözlerinde de değişiklik mevcut. Parça R&B havasında ilerlerken ritme kendinizi kaptırmamanız elde değil. Ancak şarkı yayınlanmadığı için albümde gizli kalmış cevherler arasına girdi.

03 - Follow Me Home (10/10)
Albümün dördüncü ve son single'ı olarak yayınlanan şarkı, maalesef beklenen başarıyı göremedi. Yavaş tempoda, R&B havaları da barındıran parça, çok kişisel ve samimi sözler içeriyor. Mutya'nın yazdığı ve söylediği kısmı yeni doğan kızıyla olan ilişkisinden esinlenmesi sonucu ortaya çıkmış. Bu yüzdendir ki şarkı Amelle ile tekrar kaydedilip, video klibinde Polonya'da soğuk savaş zamanı ajan olarak çalışan fahişeler canlandırıldığında Mutya deliye döndüğünü açıklamıştır. Son nakaratlardaki Keisha adlibleri yine vurucu etki yaratmış. Şarkının iç burkucu ve hüzünlü havası, eğer bir de şarkının sözleriyle bir bağ kurabiliyorsanız sizi ağlatabilir bile. 

04 - Joy Division (8/10)
Orta temposuyla "İyi vakit geçirme" şarkısı olarak tanımlayabilirim bunu. Keisha'nın vokalleriyle açılan parça, verse kısımlarında Mutya ve Heidi, middle-8 kısmında ise Keisha ile karşımıza çıkıyor. Nakaratta sadece Keisha'yı duyabiliyoruz. Verse kısımları biraz karanlık bir havaya sahip. Ancak nakarata çıkınca o mutlu havaya tekrar ulaşabiliyoruz. Middle-8 kısmındaki vocoderlı Keisha vokalleri ve melodisi sayesinde klasik bir middle-8 olmaktan çıkmış. 

05 - Red Dress (10/10)
Albümün üçüncü ve Amelle'in ilk single'ı olarak yayınlanan parçanın Mutya versiyonu biraz daha sönük kalıyor. Mutya, bir röportajda şarkıyı sevmediğini belirtmişti ve bu yüzden hayranlar Mutya'nın şarkıdaki vokallerinde bile ne kadar sıkıldığının belli olduğunu söylüyorlar. Yüksek tempolu ve hareketli şarkı, daha ilk dinleyişte kendine bağlıyor. İki nakarata sahip olması da ayrı bir özelliği. İki nakaratta da baskın olan Mutya sayesinde, Amelle de ilk single'ında öne çıkma imkanı yakalamış oldu. Amelle versiyonundaki bariz farklar, Keisha'nın verselerinin tekrar kaydedilmiş olması ve şarkının altyapısında yapılan ufak değişiklikler olarak karşımıza çıkıyor. Amelle'in "cooler" telaffuzu her ne kadar beğenilmese de, şarkının bu versiyonunun daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle akustik performansını da dinlemelisiniz.

06 - Ugly (10/10)
Albümün ikinci ve Mutya'nın gruptan ayrılmadan önceki son single'ı, orta tempolu bir şarkı olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların dış görünüşleriyle yargılanması konusunu irdeliyen şarkının sözleri arasında geçen "Taller In More Ways" cümlesi aynı zamanda albümün ismi de olmuş. Heidi'nin middle-8 kısmı yine insanı derinden etkileyici bir tınıya sahip. Christina Aguilera'nın "Beautiful" şarkısıyla kıyaslanabilecek kıvamda olmasına rağmen o kadar büyük bir patlama yaratamamıştır. Mutya'nın single promosyonunun ortasında gruptan ayrılması nedeniyle devam eden promosyonlarda canlı performanslarda son nakarattaki adlibler yeni üye Amelle'e kalmıştır ancak bu durumu lehine çeviren Amelle iyi bir iş çıkartmıştır.

07 - It Ain't Easy (6/10)
Agresif tonlarda başlayan şarkı, hep bu karmaşık havayla devam ediyor. Keisha'nın şarkıdaki baskınlığı fark ediliyor. Heidi'nin kısmı geldiğinde ise parça birkaç saniyeliğine başka bir şarkıya dönüşüyor adeta. O kızgın gitar vuruşları gidip yerine Round Round'da olduğu gibi daha sakin bir hava geliyor. Buna rağmen şarkının öne çıkan bir yanı yok. Nakarat çok sıradan ve fazlaca tekrarlanıyor. Filler olarak görülse de turnede canlı olarak seslendirilen albüm parçalarından biri.

08 - Bruised (6/10)
Albümün orta tonlarındaki şarkılarından. Sakin havası şarkıya hemen alışmanızı sağlıyor. Ancak şarkı yine de bir şaheser gibi değil. Birkaç kez üst üste dinlenilecek bir parça değil. Heidi'nin middle-8 kısmı yine fark yaratmış ve şarkının durgun ve sıkıcı olabilecek havasını iyi dağıtıyor. Filler sayılabilir bu yüzden çok fazla dinlediğimi söyleyemem.

09 - Obsession (9/10)
Şarkı aslında 1984 yılında Animotion grubunun ünlü ettiği bir parça. Sugababes bu coverda iyi iş çıkarmış. Şarkının 80'ler havasını modernleştirerek gayet eğlenceli bir parça ortaya çıkarmışlar. Vokaller havaya uygun olarak çok abartılmamış. Albümün sonlarına gelinirken orta tempolu şarkılar arasında havayı koruyabilmek adına iyi bir seçim olmuş. 

10 - Ace Reject (8/10)
Mutya'nın uzun verse'i ile başlıyor şarkı. Köprüden sonra nakarata geçemeden Keisha şarkıyı devralıyor. Nakaratta gayet baskın olarak duyuyoruz Keisha'yı. İlişkiler sırasında partnerler arasında yaşanan olaylardan bahseden parça, Heidi'nin tiz vokallerinden sonra tekrar Keisha ile devam ediyor. Akılda kalıcı nakaratı ile hayranlar arasında favori olan parça, single olabilecek değerde.

11 - Better (6/10)
Albümün sadece İngiltere baskısında bulunan bu şarkı, o kadar da özel bir parça değil. Orta tempolu başlayan şarkının sadece nakarattaki "Uuu-uu-u" vokalleri akılda kalıyor. Onun dışında kızların vokalleri sıradan ancak Heidi'nin middle-8 kısmı şarkıya biraz karakter katmayı başarmış. Bu şarkıyla bir bağ kuramıyorum. "02:58"deki Keisha'nın "Uuu-uu-u" adlibi bana Beyoncé'nin konserde hayranına söylettiği kısmı hatırlatıyor her seferinde.

12 - 2 Hearts (7/10)
Albümün ilk versiyonunun kapanış şarkısı. Heidi'nin verseleri ile başlayan parça nakarata geldiğinde arkaplandaki zenginlik ile dikkat çekiyor. Ajda Pekkan'ın "Üç Kalp" parçasındaki fazladan kişiyi çıkartın, sözler hazır. Orkestral müziği ile albümde single olmadığı halde öne çıkan parçalardan. Aradaki enstrümental kısım şarkıyı adeta yükseltiyor. Kapanışı da aynı şekilde orkestral olmuş.

13 - Now You're Gone (9/10)
Albümün Amelle versiyonu için yeni kaydedilen bu orta tempolu şarkı, gidenin ardından hissedilenleri anlatıyor. Amelle'in ham vokalleri, nakarattaki Keisha hakimiyeti, şarkı boyunca hissedilen hüzünlü hava sizi tamamen parçaya bağlıyor. Heidi verse'leri ruhunun derinliklerinde hissederek söylüyor ve bu duyguyu size geçirebiliyor. Amelle, köprü kısmındaki cümle ve nakarattaki adliblerden başka bir yerde duyulmuyor. Keisha'nın nakaratı tek başına söylediği kısım ise tüyler ürpertici. Artık grupta tek orjinal üye olarak kalan Keisha'nın duyduğu üzüntü var sanki şarkıda. Mükemmel bir kapanış şarkısı olmuş aynı zamanda.

Albüm Mutya gruptayken gayet iyi satış rakamlarına ulaşmıştı ki Mutya gruptan ayrıldı. Amelle ile yeniden yayınlanan versiyon birçok hayran tarafından "gereksiz" bulunmasına rağmen en azından üç şarkının Amelle versiyonunu ve bir adet yeni şarkıyı kazandırmıştı bize. Yeniden kayıt dönemi aceleye getirilmeseydi bu sefer de albümü tekrar yayınlamak için çok geç olabilirdi. Bu yüzden kızlar bu albüm dönemini hızlıca kapatarak yeni bir sayfa açmak için Greatest Hits dönemine giriş yaptılar.

(8/10)

15 Eylül 2012 Cumartesi

Sugababes - Three

Kızlar, "Three" ismini verdikleri üçüncü albümleri ile çıtayı biraz daha yükseltmeyi planlıyorlardı. Bu yüzden Brian Higgins'in yanısıra Xenomania ile de birkaç şarkı yaptılar. İşte şimdi bu albümü inceleyeceğim.

01 - Hole In The Head (10/10)
Daha ilk dinleyişte sizi kapıp götüren bir havası var bu şarkının. Akılda kalıcı hatta akla kazınan şarkı diye buna denir kesinlikle. Altyapı içerisindeki gitar vuruşları şarkıya orjinal havasını veren öğe aslında. Nakarat öncesi kısım kafanızda bir sağa bir sola dolanıyor ve şarkı bittiğinde bile en çok hatırladığınız kısım burası oluyor. Video klibinde asi ve kötü kızlar olarak ortalığı dağıtan ancak asaletlerinden hiçbir şey kaybetmeyen oyuncular izliyoruz. Şarkının ileriki zamanlardaki canlı performanslarında stüdyo kaydında olmayan bir reggae kısmı bulunuyor. Albümün çıkış parçası olarak yayınlanan şarkı, ilk haftadan İngilitere listelerinde bir numara olmuştu.

02 - Whatever Makes You Happy (9/10)
Albüm yapım aşamasındayken albüm için her üyenin ayrı bir solo şarkı kaydetmesi planları vardı. Bu planlar süreç boyunca değişikliğe uğrayarak nihayetinde her üyenin "solo ağırlıklı" bir şarkı kaydetmesinin daha uygun olacağı kararlaştırıldı. İşte bu parça, planın bir meyvesi olarak karşımıza çıkıyor. Verse ve nakarat kısımlarında karşımıza sadece Keisha çıkıyor. Diğer üyeler sanki bir gerivokalist gibi arkaplanda kalmışlar. Şarkının yüksek tempolu ve akılda kalıcı yapısı sayesinde parçaya çabucak alışılıyor. Albüm tanıtım turnesinde şarkı listesinden çıkartılmayan tek solo ağırlıklı parça olma özelliğini de taşıyor.

03 - Caught In A Moment (7/10)
Albümün ilk ağır tempolu şarkısı aynı zamanda çok güzel bir videokliple dördüncü single olarak yayınlandı. Nakarattaki baskın Heidi vokalleri şarkının öne çıkan özelliklerinden. Mutya vokalleri en az ilk albümdeki gibi çocuksu bir havaya sahip. Son nakarat öncesi Keisha'nın seslendirdiği köprü kısmı ve nakarattaki adlibleri "Şarkı boyunca nerdeydin?" dedirtiyor insana. Yine de albümeki diğer single'lar kadar başarılı bir çalışma olduğunu söyleyemeyeceğim.

04 - Situation's Heavy (8/10)
Garip bir şekilde başlasa da sonradan düzene giren şarkıdaki aceleci vokaller tempoyu güzel bir şekilde oluşturuyor. Mutya'nın inip çıkan vokallerinin ardından gelen nakaratlarda sırasıyla Keisha, Heidi ve Mutya ana vokal olarak karşımıza çıkıyor. Böyle bir düzen nakaratlara ayrı bir hava katmış ve şarkı boyunca değişiklik tatlar alabiliyorsunuz. Şarkıya "Uuuu" vokallerinden daha çok düzgün bir köprü yakışabilirdi. Yine de albümün öne çıkan parçalarından.

05 - Million Different Ways (9/10)
Şarkı introsu ve nakaratlarda duyduğunuz "Shaway Balabala" vokallerini kafanıza takmazsanız şarkının özüne ulaşabilmeniz mümkün. Sözler şarkının iskeletini oluştururken büyük katkı sağlıyor çünkü hareketli bir şarkıdan böyle anlamlı sözler beklemek her zaman olası olmuyor. Keşke şarkıda dediği gibi geri sarma tuşuna basıp hayatı baştan yaşayabilsek diyor insan şarkıyı dinlerken. Heidi'nin köprü kısmı ise akıllara zarar. Evet middle-8 ustasısın dedik ama bu kadar mı olur? Biz seni gayet net duyabiliyoruz Heidi. Yine mükemmel bir şekilde Heidi imzası atılmış bir parça. Daha ne diyeyim? Ayrıca şarkının bitişi de bir hayli güzel olmuş.

06 - Twisted (6/10)
Şarkının çerez havası var. Daha çok ikinci albüme gidebilecek bir tarzda olması bu albümde sırıtmasına neden olmuş. Filler mı desem b-side material mı desem bilmiyorum ancak şarkıda eksik bir şeyler mevcut. Özensiz, cıvık bir prodüksiyon şarkının potansiyelini yok etmiş. Bu yüzden bonus track yapılmış olabilir. Neyse ki işkence uzun sürmüyor.

07 - We Could Have It All (6/10)
Karanlık bir havaya sahip parçanın altyapısı daha sade tutulmuş. Elektrogitar ve bateri şarkıya asi bir yön katıyor. Yine de diğer albüm parçaları gibi parlamıyor. Evet güzel birşeyler yakalanmış ancak eksik kalan kısımlar şarkıdan alınan tadın eksilmesine yol açmış. Vokaller sıradan, akılda kalıcı kısım nerdeyse yok. Şarkı bittiğinde sadece birkaç tıngırdama hatırlıyorsunuz hepsi bu.

08 - Conversation's Over (8/10)
Yine sözleriyle kasıp kavuran bir orta tempo şarkı. Geleneksel Sugababes kuralı bozulmamış ve Mutya ve Keisha kendi kısımlarını söyleyip middle-8'i Heidi'ye bırakmışlar. İplerin koptuğu yer yine köprü kısmı olmuş ve şarkı bu kısımdan sonra daha bir canlanıyor özellikle Mutya'nın adlibleri bo konuya çok katkı sağlamış. Destansı bitişi ise duyulmaya değer.

09 - In The Middle (10/10)
Tempoyu tekrar yükseltiyoruz. Bu kıpır kıpır şarkı albümün üçüncü single'ı olarak yayınlandı. Aynı zamanda canlı performansı, Sugababes şarkıları içerisindeki en ağır koreografilerden birini içermekteydi. Şarkının bazı remixlerinde Heidi'nin köprü kısmının albüm versiyonunda olmayan bölümünü duyabilirsiniz. Nakarattaki efektler şarkıya kişilik veren etmenlerden. Kesinlikle size kendinizi iyi hissetirecek tür parçalardan. 

10 - Too Lost In You (10/10)
Albümün ikinci single'ı olarak yayınlanan bu ağır tempolu parça, aslında  Patricia Kaas'ın "Quand j'ai peur de tout" adı parçasının bir coverı. Şarkı ağır bir biçimde ilerlerken bir o kadar da güçleniyor. Köprü kısmına gelindiğinde oluşan hava en az James Bond şarkıları kadar kasvetli bir yapıya ulaşıyor. Keisha'nın adlibleri şarkıyı bir basamak yukarı çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda Mutyanınkiler ile birlikte akılda kalıcı unsur olarak rol oynuyor. Şarkının remixlenmiş bir versiyonu da "Love Actually" adlı filmde kullanılmıştır. Ucuz Atomic Kitten çakmaları gibi durdukları video klibi ise maalesef o kadar iyi değil.

11 - Nasty Ghetto (8/10)
Sizi alıp götüren bir girişi var. Kızlar bu şarkının kayıt aşamasında stüdyoya uzanıp biraz da kafaları çekmişler ve sonunda bu şarkı ortaya çıkmış. Nakaratı o kadar iyi olmasa da sırf arkaplanda tekrar edip duran kısım için bile dinlenebilir. Aynı zamanda karanlık yana da sahip bir parça. Yani hareketli olmasına rağmen eller havaya değil de daha karizmatik takılalım mesajı veriyor. 

12 - Buster (7/10)
Mutya vokalleri ile başlayan şarkı, yine karanlık bir atmosfere sahip. Arada duyulan opera söyleyen adam vokali biraz ürkütücü. Nakarattaki "No!" kısımları Missy Elliott yandaş vokalleri tarzında olmuş. Heidi'nin vokalleri çok az olmasına karşın kendi kısmını söyleme tarzı çok hoşuma gidiyor bu şarkıda. Keisha'nın konuşarak söylediği bir köprü kısmı mevcut. Bu özellikleri ile fazlasıyla dolu bir şarkı aslında. Canlı performansı da dinlenmeli. 

13 - Sometimes (9/10)
Başta bahsettiğim "solo ağırlıklı" parçalardan ikincisi Heidi'nin. Diğer kızlar gerivokallerde ayırt edilebilir biçimde söylemiş olsalar da, şarkı ağırlıklı olarak Heidi tarafından söyleniyor. İleride karşımıza çıkabilecek solo Heidi çalışmalarının nasıl olabileceği konusunda bir fikir ediniyorsunuz şarkı sayesinde. Heidi'nin asla eller havaya tarzı bir şarkı yapacağını sanmıyorum zaten canlı performanslarında playback yapmazsa nefessizlikten ölebilir. O yüzden bu şarkıda olduğu gibi diva tarzı şarkılarla karşımıza çıkar diye düşünüyorum. Köprü kısmında Keisha'yı duymamız şaşırtıcı aslında. Güçlü bir yapıya sahip şarkı Heidi vokalleri ile son buluyor.

14 - Maya (8/10)
Ölen kardeşi için yazdığı şarkı Mutya'nın solo ağırlıklı parçası olmuş. Altyapısı nerdeyse yok denecek kadar az öğeye sahip. Diğer kızlar sadece nakarat sonrası "Dadada" kısmında duyuluyor. Şarkının acıklı havası boğazınızda düğümlenen lokma gibi içinizi acıtıyor. Çok fazla söylenecek birşey yok.

Sugababes bu albümle kesinlikle pop piyasasına yeni bir hava getirdiler ve albümdeki parçalar ile uzun yıllar dinlenmelerini sağlayacak bir altyapı oluşturdular. Albüm, daha çok grubun ilk albümüne benzer bir sound içeriyor. Biraz karanlık, biraz asi bir yapıda. Ancak albümün Amerika macerası pek iyi gitmedi ve albümün Amerika versiyonu planlanmasına rağmen yayınlanmadı. Elimizde bir tek "Hole In The Head"in Amerika promosyonu için editlenmiş orjinalinde olmayan kısımlar içeren video klibi mevcut. Bütün single parçalarının isimlerinde "In" geçiyor olması da ilginç bir tesadüf. Albüm Sugababes'in en iyilerinden biri olmaya aday.

(8/10)

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Lana Del Rey - Born To Die

Lana Del Rey son zamanlarda hakkında baya konuşulan bir şarkıcı. Farklı tarzı ile hemen bir dinleyici kitlesine sahip oldu. Bir arkadaşımın isteği üzerine üçüncü albümünü incelemeye karar verdim.

01 - Born To Die (9/10)
Albüme adını veren ve aynı zamanda ikinci single olarak yayınlanan parça, Bond tarzı yaylılarla başlıyor. Yavaştan başlayan vuruş ve nefes alıp verir gibi vokaller şarkının altyapısını hazırlıyor. Derken Lana’nın vokali başladığında, kendinizi 70’lerde bir gece kulübünde canlı müzik dinler gibi hissediyorsunuz. Sesindeki ağırlık, enstrümanlarla desteklenmiş bu yüzden hiç kulak tırmalamıyor. Nakarattaki dalgalı vokalleri şarkıya orijinallik katmış. Melankoli havası şarkı boyunca devam etse de içinizi baymıyor.

02 - Off To The Races (6/10)
Rap gibi söylenen vokallerle başladıktan sonra daha tiz bir vokalle devam eden şarkı, yine zengin bir altyapıya sahip. Nakarat kısmında biraz hareketlenip, birkaç vuruş daha katılıyor altyapıya. Farklı bir prodüksiyonla Lady GaGa şarkısı olabilecek nitelikte bir parça. Bu özelliğiyle de Lana’nın aslında yaptığı müziğin popüler müziğe o kadar da uzak olmadığını anlıyoruz. Orkestral bir biçimde sona eren şarkıda R&B havası da çok iyi bir şekilde yedirilmiş.

03 - Blue Jeans (9/10)
Yine ağır ve kasvetli bir vokalle karşı karşıyayız. Gitar tınıları arasında, fark etmeden nakarata geçiyor şarkı. Vokallerdeki tizleşme şarkıyı hatırlaması kolay hale getirmiş. Çekilen aşk acısı adeta vokallere işlenmiş gibi dinleyenlere kolayca aktarılıyor. Ortalara doğru hızlanan melodili bölüm, şarkının eksik olduğu hareket öğesini de tamamlamış. Albümün iddialı parçalarından ve üçüncü single olarak karşımıza çıkıyor.

04 - Video Games (6/10)
Çanlarla başlayıp sonrasına arp ve piyano ile devam eden şarkı, diğerlerine göre daha yavaş bir tempoda. Yayvan vokaller en çok bu şarkıda fark ediliyor. Savaş sonrası harabeler arasından kurtulup hayatta kalmaya çalışan bir insan gibi azimli bir tonla söylüyor şarkıyı. Şarkı, albümün ilk single'ı olarak yayınlanmış.

05 - Diet Mountain Dew (6/10)
Albümde şimdiye kadar dinlediğim şarkılar içerisindeki en hareketli olanın bu parça olduğunu söyleyebilirim. Vokallerde biraz daha mutluluk hakim olmuş bu sefer. R&B vuruşları hakimiyeti arasında kasvetli melodi ve vokal kombinasyonuna rağmen şarkıda çok fazla bir ağırlık hissedilmiyor. Köprü kısımlarındaki çocuksu vokaller şarkıyı havalandırmış. Daha sonra nerdeyse arka plan müziksiz söylenmeye başlanan nakaratta Lana’nın çıplak sesini duyabiliyorsunuz.

06 - National Anthem (9/10)
Havai fişekler patlıyor. Konuşur gibi okunan sözlerin ardından, koronun söylediği nakarat geliyor. Verse kısımlarındaki ağır müzik şarkıya bir asalet veriyor. Nakaratta koro kullanılması şarkıya eğlenceli bir hava katmış ve nakarat kesinlikle çok fazla akılda kalıcı. R&B vuruşları birçok şarkıda hissediliyor ancak o sığ ve sıradanlık gitmiş yerine dolu dolu parçalar gelmiş gibi. İkisini güzel kombinasyonlarla bir araya getirmiş olması Lana’nın diğer şarkıcılardan ayrılan yanı olmalı. Şarkı albümün öne çıkanlarından ve beşinci single olarak yayınlanmış.

07 - Dark Paradise (9/10)
Tiz vokallerle başlayan şarkıda yine kasvetli bir hava yakalanmış. Albümdeki şarkılar arasında en akılda kalıcı ve radyoya uygun nakarata bu parçanın sahip olduğunu düşünüyorum. Korku ve endişenin üzerine çekilen güven duygusu, bir nebze de olsa içini rahatlatmış olsa da yine de bir kaygı var vokallerde. Güzel konulu bir video kliple yayınlanırsa iyi satışlar elde edebilir bence. Yine R&B altyapı zaman zaman hissedilmekte ve üzerine döşenen yankılı vokaller şarkıya asalet katmayı başarmış. Şarkının bir de daha tempolu bir demosu bulunuyor, dinlemenizi tavsiye ederim.

08 - Radio (6/10)
Aşırı yavaş vokallerin kullanıldığı verse kısımları, şarkıya üşengeç bir yapı oluşturmuş. Nakarattaki kısık sesli tiz vokaller şarkıyı tam olarak ifade etmeye yetmiyor sanki. Şarkıdaki potansiyel aslında biraz daha farklı olarak ortaya çıkartılabilirdi. Yine de hafif altyapı kulağa dinlendirici geliyor. “Radio” telaffuzunu çok tuttum. Ağaçlar arasında bisiklet sürerken kulağında bu şarkı ile insan sonsuza kadar sürebilirmiş gibi geliyor sanki.

09 - Carmen (4/10)
Ağır devam eden diva şarkıları gibi başlıyor. Konuşma gibi vokaller şarkının kasvetini biraz da olsa alıp götürüyor. Nakaratın son kısmındaki “Lightni-i-ing” kısmı hariç nakarat pek akılda kalıcı gelmedi bana. Albümün filler’ı olmaya aday bir şarkı çünkü öne çıkan bir bölümü veya prodüksiyonu bulunmuyor. Şarkının bir video klibi bulunuyor ve single olarak da bazı ülkelerde yayınlanmış.

10 - Million Dollar Man (5/10)
Sarhoş vokaller ve müzikal parçası kıvamında bir şarkı. Altyapıda kullanılan farklı elementler, şarkıyı diğerlerinden ayırıyor. Bazen kopup gidercesine serbest salınan vokaller, bir kalp yarasını anlatmakta. Nakarattaki sözler çok basit olmasına rağmen söyleyen Lana olunca dinleyeni yine de etkiliyor.

11 - Summertime Sadness (6/10)
Lana kırmızı elbisesinden daha cool değil herhalde. Sade yapıdaki nakarat şarkıya tam uymuş. Nakarat sonrası biraz hızlanan melodiye rağmen arka plandaki vuruşlar şarkının kasvetinin dağılmasını engelliyor. Summertime kelimesini “Su-su-summertime” diye söylediği kısımlar, güzel olmuş. Şarkının sonu ise kesinlikle dinlenmeli, keşke daha uzun bir bitiş yapılsaydı dedirtiyor insana. Şarkı dördüncü single olarak yayınlanmış.

12 - This Is What Makes Us Girls (6/10)
Bu kadının hiç mutlu, eller havaya şarkısı yok mu? Ya da olmayacak mı? Diye soruyorsanız, cevabı bu şarkı olabilir. Tabi beklediğiniz şarkı türüne de bağlı değişir bu. En azından nakarat kısmı o kadar iç karartıcı değil. Ve kadının tarzı ve duruşu düşünüldüğünde hiçbir zaman discolarda bangır bangır çalınan müziklerden yapmayacaktır zaten. Bu şarkıyı söylerken acı çeken kadın vokallerini duyamıyoruz. Şarkıyı diğerlerinden ayıran en büyük özellik de bu.

13 - Without You (7/10)
Lana tekrar acı çekmeye başlıyor. Hangi kafayı yaşıyor bilmiyorum ama nakaratta ne anlatmak istiyorsa hislerinin tamamı dinleyenlere geçebiliyor. Zaten birçok şarkıda kelimeleri bile kendi içinde melodilendirmesi onları akılda kalıcı hale getirmiş. Ayrıca çoğu şarkıda benzer vuruşlara sahip altyapıyı kullandığı anlaşılıyor. Şarkıyı kurtaran nakarat olmuş.

14 - Lolita (4/10)
Abartılı hazırlanmış bir altyapı daha. Vokallerin agresifliği bir süre sonra fazla geliyor. “Hey Lolita Hey” kısımları bir korku filminin cinayet sahnesi replikleri gibi ürkütüyor insanı. Nakaratta hecelediği kelimeler ve üst üste vokal karmaşası şarkıyı biraz kompleks hale getirmiş. Parçayı özümsemek isteseniz bile sizi zorluyor
15 - Lucky Ones (6/10)
Western şarkısı gibi başlayıp sonradan karakter kazanan şarkının bir tek nakaratındaki zengin altyapıyı sevmedim. Fazla prodüksiyon kurbanı olmuş bence. Garip baykuş sesleri ve korkutucu davullar yerine tüm şarkı boyunca akustik bir hava hakim olsaydı kulağa daha hoş gelebilirdi bence. Tiz vokaller yeterince yorucu olabiliyor zaten. Final kısmı bir filmin kapanış müziği olabilecek kadar güzel ama.

Albümün genelinde hakim olan kasvetli, ağır hava ve Lana’nın sarhoş ve yayvan vokalleri tarzının altyapısını oluşturmuş. Bu albümle çıkışını çok iyi yaparak birden dikkatleri üzerine çeken Lana acaba sonraki çalışmalarında da bu tutumunu sürdürebilecek mi? Her ne kadar ondan “Judas” tarzında şarkılar duyamayacak olsak da, vokallerini daha sakin altyapılarda da gösterebilirse çok daha iyi olabilir bence. Ondan orkestral şarkılar dışında, daha kolay dinlenebilen çalışmalar da duyabilmek dileğiyle. Yine de dinlediğim tarza biraz uzak kaldığı için birçok şarkıya alışmak zaman alıyor. Ancak birkaç dinleyişten sonra favoriniz olabilecek şarkılar albümde mevcut. 

(6,5/10)

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Sugababes - Angels With Dirty Faces

Sugababes, ilk albümlerinin ardından yaşadıkları üye kaybı ile bir de plak şirketleriyle de anlaşmaları iptal edilmişti. Bu albüm yeni eleman Heidi ile kaydedilen ilk albüm olma özelliğini taşımakta. İlk albüme göre daha farklı bir rota çizerek ilerleyen Sugababes, yeni tarzları, yeni grup üyeleri ve yeni albümleriyle ne kadar başarılı olacaklardı?

01 - Freak Like Me (10/10)
Kızların, Heidi ile yayınladıkları ilk single, yayınlandığı hafta İngiltere listelerinde 1 numara oldu. Hayranlar Heidi'yi kolayca sevmişlerdi. Şarkı Adina Howard'ın aynı adlı şarkısının cover'ıydı ancak arkaplan müziği tamamen değiştirilerek Gary Numan ve Tubeway Army'nin "Are 'Friends' Electric?" adlı şarkının müziği kullanıldı. Video klibinde kullanılan "We Don't Give A Damn Mix" isimli düzenlemesi, albüm versionuna göre bazı farklılıklar içeriyordu ve kesinlikle albüm versiyonuna tercih edilmeli. Karanlık görüntüler eşliğinde bir barda geçen klibin sonunda Keisha ve Mutya'nın Heidi'yi gruba kabul edişini görüyoruz. Şarkının en başarılı kısmı kesinlikle son nakarat sonrası Heidi'nin "It's all good for me!" diye bağırdığı kısım olsa gerek. 

02 - Blue (9/10)
Karanlık bir atmosferde başlayan şarkının, gruptan ayrılan Siobhan hakkında yazıldığına inanan hayranlar bulunuyor. Gizemli havası nakaratta dağılıyor ve ortaya mükemmel melodi ile harmanlanmış cümleler çıkıyor. R&B vuruşları ve bilgisayar efetleri şarkı boyunca duyuluyor. Cümlelerde geçen sert ithamlar şarkıyı daha da agresifleştirmiş. Köprü kısmında Keisha ve Mutya karşılıklı rap kıvamında sözler söylüyor.

03 - Round Round (10/10)
Albüm henüz yayınlamadan piyasaya ikinci single olarak çıkan bu parça da İngiltere listelerinde 1 numara olmayı başardı. "The Guru" adlı filmin soundtrackinde de yer alan şarkı, aslında dört parçanın karışımından oluşuyor. Arkaplandaki müzik ve nakarat, Mutya'nın kısmı, Keisha'nın kısmı ve Heidi'nin kısımlarının herbiri ait oldukları şarkıdan kopartılarak ortaya "Round Round" çıkmış. Nakarat kendi içerisinde sürekli tekrar edebilecek bir yapıda oluşturulmuş. Video klibiyle de fark yaratan şarkı, Sugababes'in hit şarkıları arasında yukarılarda yer alıyor.

04 - Stronger (10/10)
"Angels With Dirty Faces" adlı şarkı ile Double A side single olarak yayınlanan şarkı, diğer single parçalarına göre daha yavaş bir tempoda. Kızların yaşadıkları problemleri aşarak nasıl daha güçlü hale geldiklerini anlattıkları şarkının video klibinde kızların herbiri söyledikleri kısımlara uygun mekanlarda görülüyor. Heidi'yi middle-8 kısımlarıyla meşhur eden şarkı, Stronger'dan başka bir şarkı değildir. Güçlü nakarat, şarkının sonlarına doğru Keisha'nın adlibleriyle de sağlamlaşıyor.

05 - Supernatural (9/10)
İlginç vuruşlarla başlayan şarkı, nakarata gelince adeta bir marşa dönüşüyor. Aşk hakkında herşeyin söylendiği şarkıda Mutya'nın puslu vokalleri dikkat çekiyor. Köprü kısmındaki erotik Keisha vokalleri şarkıya farklı bir boyut eklemiş. Son nakaratlar vocoder efektli adliblerle doldurulmuş. "It's a fact that everybody wanna be loved" şarkının vurucu cümlesi. 

06 - Angels With Dirty Faces (7/10)
Kızların isimlerinin okunmasıyla başlayan şarkı, Keisha'nın rap'e benzer kısmıyla devam ediyor. Zengin altyapısıyla kızların vokalleri biraz geride bile kalmış. Mutya'nın kısımları şarkının en canalıcı bölümleri olarak karşımıza çıkıyor. Köprü kısmında Keisha birkez daha rap ile devam ediyor ve daha sonra ismi okunan kız birer cümle söyleyerek şarkı tekrar normal düzene geri dönüyor. Şarkı, "The Powerpuff Girls"ün tanıtımında da kullanıldığı için, video klibi animasyon olarak çekildi ve kızlar powerpuff girls olarak canlandırıldı.

07 - Virgin Sexy (8/10)
İnişli çıkışlı melodiye sahip şarkı, Heidi'nin vokalleri ile başlıyor. Nakarat, melodiye uyarak alçaldıktan sonra Heidi'nin çığlığı ile tekrar yükseliyor. Adlibleri ile şarkıya fark katan Heidi, köprü kısmında, girişteki sözlerini tekrar ediyor. İlginç sözleri ile kesinlikle albümün öne çıkan parçalarından. Eğlenceli yapısı ise daha ilk dinleyişte fark edilmesini sağlıyor.

08 - Shape (8/10)
Sting'in söylediği şarkının cover'ı olan çalışmada sadece nakarat değiştirilmemiş. Nakarat kısmında Sting'in sesi de kullanılıyor. R&B havasının hakim olduğu şarkı boyunca, şarkıya özgün gitar solosu da duyuluyor. Parça albümün dördüncü ve son single'ı olarak yayınlandı. Orjinal video klibi, kızların ten rengi body giymesi nedeniyle sansürlendiği için, bilgisayar efekti ile kızların üzerlerine kelebekler konuldu ve ancak bu şekilde televizyonlara gönderilebildi. Şarkının video versiyonunda, albüm versiyonundan farklı öğeler ve ekstra bir cümle ile vokaller bulunmakta.

09 - Just Don't Need This (7/10)
Albümün orta tempolu şarkılarından. Altyapı biraz güçlendirilerek daha ağır bir şarkı ortaya çıkartılmış. Vokallerdeki vocoder efekti kullanımı bu parçada da fark ediliyor. Köprü kısmı, spiral merdivenlerden iner gibi insanın başını döndürüyor. Karanlık havası ile albümdeki uç şarkılardan birisi.

10 - No Man No Cry (6/10)
Arkaplanda şarkı boyunca devam eden, artık vokalleri anlaşılmayacak hale getirecek kadar vocoder efektli "No man, no cry" cümlesi tekrar etmekte. İsminden tahmin edileceği üzere erkeklerin neden olduğu problemlerden bahsediliyor şarkıda. Yine de bu teması dışında şarkıyı özel kılan bir numarası bulunmuyor. Albümün filler'ı olarak sayılabilir.

11 - Switch (9/10)
Eğlenceli korna efekti ile başlayıp devam eden şarkı artık beğenilmeyen sevgilinin neden değiştirilmesi gerektiğini anlatıyor. Nakaratı da verse kısımları kadar eğlenceli. Kızlar adlibleri paylaşıyorlar ve şarkıdaki uyumları mükemmel. Ayrıca şarkıyı kaydederken eğlendiklerini düşünüyorum çünkü dinleyenlere de o hissi geçiriyorlar. Parçanın şüphesiz en şirin kısmı, bitmeden önceki arkaplan müziği biraz değiştirilmiş nakarat bölümleri olsa gerek.

12 - More Than A Million Miles Long (9/10)
Orta tempo bir şarkıyla daha karşı karşıyayız. R&B havasındaki parçada armoniler ve koro vokaller dikkat çekiyor. Şarkının köprü kısmında, hiç beklenmeyen bir anda Keisha rap yapıyor, ki gayet başarılı bir şekilde altından kalktığını söyleyebilirim. Albümün keşfedilmemiş nadide parçalarından. Biterken azalan müzik ile birlikte ortaya çıkan çıplak vokaller kızların ne kadar iyi iş çıkardığının kanıtı.

13 - Breathe Easy (Acoustic Jam) (8/10)
"Freak Like Me" single'ında normal versiyonu yayınlanan şarkı albümde akustik olarak yer almış. Yalnızca hafif bir gitar eşliğinde kızların efektsiz vokallerini duyuyoruz. Özellikle nakarattaki ikinci sesler, şarkıya özgü armoniyi sağlamış. Kafayı dinlemek için birebir. Dinlendirici bir melodi ve uygun sözler, kızlar böyle şarkıları da becerebiliyorlar demek ki.

14 - Round Round (Alternative Mix) (7/10)
Uzun bir introdan sonra şarkı boyunca sadece Mutya'nın söylediği nakarat ile başlıyor şarkı. Sonsuz döngü yapılabileceğini söylemiştim o yüzden baya bir tekrar ediliyor. Ayrıca verse kısımlarındaki vokallerin kayıtları farklı aynı zamanda ait oldukları şarkılardan da fazladan kısımlar eklenmiş. Şarkının uzun versiyonu olarak kabul edilebilir onun dışında ekstra bir özelliği bulunmuyor.

Sugababes'in, yeni elemanları Heidi ile albümleri, çok iddialı şarkılar içeriyor ve yakaladıkları tarz iyi bir başlangıç oluşturuyor. Kızların esas imajlarını oluşturan ve kamuoyuna tanıtan bu albüm, kariyerlerindeki çok önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilebilir.

(8/10)